Xigmatek'den İki Soğutucu
|
Yazar: Ahmet
Özkangil |
||||
|
|||||
Soğutucu pazarı
geçen bir kaç yıl içinde çok büyüdü ve genişledi. Bunu, eski firmaların hiç
sendelemeden yollarına devam edişleri kadar pazara yeni katılan firmaların
çokluğundan da anlıyoruz. Noctua ve Gelid, pazara yeni giren üreticiler denince hemen
akla geliyor. Aynı kategoride akla gelen firmalardan birisi de Xigmatek.
Firma daha 2005 yılında kurulmuş olmasına rağmen şimdiden etkileyici bir ürün
kataloğuna sahip ve diğer firmalara örnek olacak teknolojiler de geliştirmeyi
başarıyor.
Araştırma-Geliştirme çalışmalarının büyük kısmı Almanya'da gerçekleştirilen Xigmatek'in ürün yelpazesinde soğutucular, sıvıyla soğutma sistemleri, güç kaynakları ve fan gibi aksesuarlar var, ancak firmanın asıl tanındığı konu soğutucuları. Bugün sitemizde Xigmatek üretimi, yüksek performanslı iki soğutucuyu konuk ediyoruz. Ele alacağımız soğutucular sırasıyla Xigmatek Achilles S1284C ve Xigmatek Red Scorpion S1283. Görünüşte iki soğutucu da birbirine çok benzese de, aslında aralarında ufak tefek farklar var.

Çok benziyorlar ama aynı değiller. Solda Red Scorpion, sağdaysa
Achilles görülüyor
HDT (Heatpipe Direct Touch) Nedir?
![]()
Xigmatek, tüm soğutucularında HDT (Heatpipe Direct Touch) adını verdikleri bir teknolojiyi öne çıkartıyor. Peki nedir HDT? Bunu yanıtlamak için soğutucuları ters çevirip tabanlarına bakmak lazım. Artık ucuz ya da pahalı her türlü soğutucuda ısı iletici heat-pipe sisteminin kullanıldığını biliyoruz. Normalde bu borucuklar işlemciye doğrudan temas etmezler, soğutucu tabanı bir blok halindedir ve bu borular da bu bloğun içinden geçer. İşlemciden alınan ısının önce soğutucunun taban bloğuna, sonra da heat pipe'lara aktarılması gerekir. Oysa iyi bir ısı iletimi için arada böyle ek aşamalar olmaması, aktarımın mümkün olduğunca doğrudan olması gereklidir.

Solda Red Scorpion'ın, sağdaysa Achilles'in tabanı görülmekte
İşte HDT sistemi burada devreye giriyor. Bu sistemde soğutucunun tabanını doğrudan heatpipe'ların kendisi oluşturuyor. Tabanda traşlanarak düz bir yüzey oluşturmaları sağlanan heatpipe'lar işlemciye doğrudan temas edince, ısı iletkenliği de artmış oluyor, heatpipe sistemi daha verimli işliyor. İşte Xigmatek'in de uzmanı olduğu ve öne çıkarttığı konu bu. Aynı sistem OCZ gibi bir kaç üretici tarafından daha kullanılmakta.
Achilles ve Red Scorpion
![]()
Xigmatek'in iki soğutucusunu ayrı ayrı ele almak zor, çünkü iki soğutucu da birbirine çok benziyor. Dolayısıyla biz soğutucuları ortak şekilde ele alacağız, ama aralarındaki ayrılıkları da sürekli hatırlatacağız.
Ele alacağımız her iki soğutucu da "tower" tabir edilen, işlemci üzerinde dikine yükselen soğutucu tasarımına sahip. İlk bakışta birbirinden ayrılamayan soğutuculardan aslında Achilles daha üst düzey model. Bu farkı yaratan ana farksa, Achilles'in 4 adet, Red Scorpion'ın ise 3 adet heatpipe ile donatılmış olması. Bu, en baştan Achilles'e %25 kadar avantaj sağlıyor, tabii kağıt üzerinde. Uygulamada ne kadar fark var, testlerden sonra göreceğiz.

Xigmatek Achilles'in genel görünümü
Achilles'in kardeşi Red Scorpion'a göre biraz daha yüksek performanslı olmasını diğer nedeniyse, bu modelde soğutma sağlayan metal yaprakların alanlarının birazcık daha büyük olması. Achilles, derinlik olarak kardeşinden 1 cm daha fazla, dolayısıyla da ısı dağıtıcı yüzeyleri biraz daha geniş. Yükseklik ve genişlik olaraksa iki soğutucu aynı.

Merak etmeyin, aynı fotoyu iki kere kullamadık... Bu gördününüz Red
Scorpion.
En başta belirttiğimiz gibi, her iki soğutucu da heatpipe teknolojisine dayanıyor. Achilles'de 4 adet, Red Scorpion'da 3 adet heatpipe var, bu borucukların çapı 8mm. Bakırdan üretilmiş olan borucukların üzeri, estetik gözükmeleri için nikel kaplanmış. Tabii taban yüzeyinde kaplama yok, çıplak bakır var.

Achilles'in tabanı. 4 heatpipe ve ara parçalar birlikte tornadan geçmiş
Dilerseniz öncelikle soğutucuların şu çok özel tabanlarına iyice bakalım, sonra yukarı çıkalım. Soğutucuların altını çevirdiğimizde, heatpipe'ların traşlanarak düz bir yüzey elde edildiğini görüyoruz. Heatpipe'ları birbirinden ayıran metal parçacıklar da birlikte traşlanmış. Fotoğrafta gözünüze birbirinden aynı bir sürü parçadan ibaret gözüken ve muhtemelen fena halde tırtıklı olduğu düşündüğünüz bu taban yüzeyi aslında şaşılacak derece düzgün. Örneğin, yüzeyde tırnağınızı gezdirdiğinizde tırnağınız heatpipe'ların arasına takılmıyor.

Red Scorpion'ın tabanı. Parlaklık açısından pek bir şey beklememek
gerek.
Taban pürüzsüz ve tüm heatpipe'lar aynı yüzeye eşit şekilde basıyor, ama tabii ki bu tabanı Zalman ya da Thermalright'ın nikel kaplama, ayna gibi parlak tabanlarıyla bir tutmamak gerek. Üretimin mantığından ötürü taban biraz kaba bir yüzeye sahip. Her zaman yaptığımız parlaklık testinde taban yüzeyi öyle belirgin bir yansıma oluşturmuyor. Dolayısıyla montajdan önce tabanı termal macunla biraz ovalayıp, mikroskopik boşlukların dolmasını sağlamak iyi fikir olacaktır.
Tabanı gördük, üst bölümlere geçelim. Tabandan yükselen heatpipe'lar aluminyum kanatçıklardan oluşturulmuş ısı dağıtıcı bölüme giriyorlar. Bu kanatçıkların yapısı hayli ince, montajları da son derece düzgün yapılmış. Isı dağıtıcı bölümün başladığı yükseklik, işlemci çevresinde olabilecek her türlü engelin üstünde kalmasını sağlıyor.

Red Scorpion'un fanı ve soğutucu kısmı ayrılmış halde
Daha önce Noctua'nin benzer yapıdaki soğutucularını incelediğimizde, soğutucunun istenirse iki fan takılmaya uygun olduğunu belirtmiştik. Achilles ve Red Scorpion'da bu böyle değil, metal kısımlar tek bir 12 cm çaplı fan kullanılması için tasarlanmış. Siz dilerseniz arka yüze de kendiniz bir fan uydurabilirsiniz, ama ürünün yapısı bunu doğrudan yapmanıza izin vermiyor.
Red Scorpion modelinde olup da Achilles'de olmayan bir detay, soğutucunun arkasında denk gelen hava yönlendirici. Firmanın "spoiler" olarak adlandırdığı bu parçayı Red Scorpion'ın arkasına takarsanız, soğutucudan geçen havanın bir kısmını anakart üzerine yönlendirebiliyorsunuz. Yapısından ve görünüşünden de tahmin edebileceğiniz gibi bu parçanın etkisi son derece az ve kullanmasanız da pek bir şey değişmiyor.

Red Scorpion'un arkasına takılan, isteğe bağlı ve seyyar
"spoiler".
Yerine sağlamca oturan bu parçanın etkisi hayli kısıtlı
Xigmatek'in Achilles ve Red Scorpion ile birlikte sunduğu fan aynı. 12 cm çapındaki fanın pervanesi şeffaf kırmızı, dış çerçevesiyse yarı şeffaf siyah plastikten. Fan 4 adet beyaz LED ile ışıklandırılıyor. Fanın dönüş hızı 800 ile 1500rpm arası değişebiliyor, bilgisayarla bağlantısıysa 4 telli, PWM tipi kabloyla sağlanmakta. Xigmatek, 50000 saat ömür öngördüğü bu fanın en yüksek hızda yarattığı hava akımını 61.375 CFM, gürültü düzeyiniyse hıza bağlı olarak 15 ile 23 dBA olarak belirtmiş. Şikayetçi olduğumuz bir detay, fanın kablosunun örgülü kılıf içine alınmamış olması.

Solda Achilles'in arka görünümü, sağdaysa Red Scorpion'dan fan
bağlantı detayı
Benzer Noctua ve Thermalright ürünlerinde fan, soğutucuya ince tellerle tutturulurdu. Xigmatek'in sistemiyse fanı tutturmak için özel tasarımlı lastik çiviler kullanıyor. Montaj aşamasında bu lastiklerle uğraşmak biraz zaman kaybettiriyor, ama sonuçta fan soğutucu üzerine titreşimleri yalıtılmış halde sabitleniyor. Tek kaygımız, Xigmatek'in kullandığı bu özel lastik çivilerin kaybolması ya da kopması, bozulması durumunda kullanıcının hayli sıkıntılı bir duruma düşeceği gerçeği. Biz test boyunca bu lastikleri hayli zorladık ve bir deformasyon olmadı, ama siz yine de dikkatli olun.

Soğutucuların karanlıkta çizdiği manzara böyle
Evet, soğutucuların hem metal bölümünü tanıdık, hem de üzerlerinde bulunan fanın özelliklerini öğrendik. Bu bölümü kapamadan önce, Achilles'in 120 x 60 x 159 mm boyutlarında ve fanıyla birlikte 660 gram ağırlığında olduğunu, Red Scorpion'un ise 120 x 50 x 159 mm boyutlarında ve fanıyla birlikte 620 gram ağırlığında olduğunu belirtelim.
Sırada ürünlerin kutu içeriği ve kutudan çıkan montaj aperatlarıyla birlikte, anakarta montaj izlenimlerimiz var. Bir sonraki sayfada...